ARKASINDA ŞÂFİÎ BULUNMASI İHTİMÂLİ OLAN HANEFÎ İMÂMININ DİKKAT ETMESİ LÂZIM GELEN HUSUSLAR

Ekserîsi memleketin şark tarafında bulunan Şâfiîlerin bir kısmı geçim ve diğer ba'zı sebepler dolayısıyle bugün memleketin her tarafına yayılmış bir vaziyettedirler.

Sâkinleri Hanefî mezhebinden olan yerlerde bile bir mikdar Şâfiînin bulunması gâlib bir ihtimâlhâline gelmiştir.

Onun içindir ki, arkasında Şâfiî bulunması ihtimâli olan Hanefî İmâmlarının, hiç olmazsa Şâfiînin namazını ifsâd edecek şeylerden sakınmaları lâzımdır.

Hanefî mezhebine aid Fıkıh Kitablarında, ancak Muktedinin Mezhebine göre namâzın fesâdına sebep olacak hususlardan kaçınıp sıhhatına âid hükümlerine riâyet eden Şâfiî imâmına iktidânın kerâhetsiz câiz olduğu bildirilmektedir(1). Ve bu iktidânın yalnız kılmaktan efdal olduğuna ve cemâatin sevâbını kazanacağına dâir Remeli-i Kebir'de fetva vermiştir.

Diyanet İşleri Reisliği Müşâvere ve Dînî Eserler İnceleme Hey'eti'nin 12/10/950 gün ve 346/7256 sayılı karârında bu husus açıkça şu ifâde ile belirtilmiştir: (Hanefînin Şâfiîye ve Şâfiînin Hanefîye iktidâsı câiz ise de muktedînin iltizam ettiği mezhebte namâzın cevâzına münâfi bir hâlin imamda bulunmaması şarttır.)

Bundan da anlaşılacağı veçhile Hanefî mezhebinde olduğu gibi Şâfiî mezhebinde de bu husus aynı şekildedir.

Hanefî İmâmına iktidâ eden Şâfiînin namâzı sahîh olması için, bu imâm muktedînin iltizam etmiş olduğu Şâfiî mezhebine göre namâzın sıhhat ve fesâdına âid hükümlere riâyet etmesi de şarttır. Bilerek riâyet etmediği takdirde günahkâr olur. Bilmemek ise ancak İslâm Ulemâ ve memleketinden uzak bir yerde bulunmakla ma'zeret sayılabilir. Bu ma'zeret hâli de memleketimizde mevcud değildir.

Arkasında bir Şâfiînin bulunması ihtimâli olan Hanefî İmâmının, kendi mezhebine göre namâzı bozmayan fakat Şâfiî mezhebine göre namâzı bozan hususları bilmesi için aşağıya mukayeseli olarak madde hâlinde dercediyoruz.

1-Hanefî mezhebine göre necâset-i galîzanın câmid olanından bir dirheme kadar (Bir dirhemi Şer'î 2,8 gram), mâyi' olanından el ayası kadar olan miktarı ma'füvdur. Bu miktar ve bu miktardan az olan necâset-i galizadan namaz fâsid olmaz.

Necâset-i hafife ise bulaştığı bedenin veya elbisenin dörtte bir bölümünden az miktarı afv edilmiş olup namâzı ifsâd etmez.
Şâfiî mezhebine göre ise bu necâsetler bu miktarlardan az olsun çok olsun hepsinin izâlesi farzdır(2). Giderilmesi kabil olup da giderilmediği takdirde kılanan namaz sahih değildir.

Buna binâen şafiiye imam olan Hanefinin her ne kadar zikredilen mikdarlara kadar olan necâsetler kendi namâzını ifsâd etmese dahi arkasındaki şâfiînin namazını ifsâd edeceğini bilip buna dikkat etmesi lâzımdır.

(Hanefiyyeye göre kusuntu ağız dolusu olursa necistir. Şâfiî mezhebine göre az olsa dahi mideden gelen kusuntuların hepsi necis sayılır).
Hanefî mezhebine göre eti yenen uçucu kuşların tersleri tâhirdir. Az sulara düşse dahî onu necis kılmaz. Böyle bir sudan alınan abdest sahihtir.

Şâfiî mezhebinde ise eti yenen uçucu kuşların tersleri necistir. Kulleteyn miktarından az sulara kuş tersi düştüğünde o su müteneccis olur ondan abdest alınmaz.

Buna binâen hanefi imâmı böyle bir sudan abdest almamış olmalıdır.

(Çekirgeden mâadâ akıcı kanı olmayan böcek ölüleri suyu değiştirirler veya bir insan tarafından atılırsa Şâfiî mezhebine göre o su pislenir, ondan abdest alınmaz Hanefî mezhebinde ise akıcı kanı olmayan böcekler tâhirdir).

2- Hanefî mezhebine göre iki mahrecden çıkan necâsetten istinca sünnettir. Eğer necâset mahreci tecâvüz etmez ve miktarı bir dirhemden az olursa, bundan istincâ edilmeden kılınan namâz sahihdir.

Şâfiî mezhebinde ise, necaset çıktığı yeri tecavüz etmese dahi bir dirhemden az olsa dahî arkadan veya önden çıkan bulaşıcı pisliklerden, su ile veya üç taş ile veya bir taşın üç tarafı ile istincâ etmek yani kendini temizlemek, farzdır. Temizlenmeden kılınan namâz sahih değildir.

3- Hanefî mezhebine göre abdestte niyet sünnet-i müekkededir. Niyet etmeden aldığı abdest sahihtir.

Şâfiî mezhebinde ise abdestte niyet farzdır. Niyet etmeden alınan abdest sahih olmayıp onunla namâz kılınmaz. Niyet, abdest fiilini kasd etmektir.Niyetin mahalli kalb olup lisânen söylenmesi sünnettir. Yüzün ilk kısmını yıkarken bu niyetin getirilmesi lâzımdır. İşte Hanefî imâmı da abdestinde bu şekilde niyete dikkat etmesi gerekir.

Hanefî mezhebine göre ölü hayvanların yünü, kılı, boynuzu, tırnağı, kemiği tâhirdir. Şâfiî mezhebinde ise, ölü hayvanların bu cüz'leri necistir. Namâz kılanın üzerinde bulunmakla namâzı fâsid olur.

Hanefî mezhebine göre üzerine necâset bulaşmış yer, (arz) güneş ve havanın te'siri ile kuruduğunda temizlenir. Üzerinde namaz kılınabilir. Fakat teyemmüm edilmez. (Şafi mezhebinde ise, üzerine necâset bulaşan, yer güneş ve havanın te'siri ile kuruduğunda temizlenmez.

Yer, bevil ve hamir gibi mâyi olan necâset-i mutavassıta ile pislenmiş ve bunları da emmişse o yeri -içine su geçecek şekilde- bol su ile yıkamak lâzımdır. Eğer yer necâseti emmemişse, necâseti oradan giderdikten sonra, bir defa olsa dahî oraya su dökmek lâzımdır. Ancak bu şekilde müteneccis yer temizlenir. Ve üzerinde namaz kılınabilir.

4- Hanefî mezhebinde abdestte tertîb sünettir. Âzâların yıkanması arasında tertîb yapılmadan alınan abdest sahihdir.

Şâfiî mezhebinde ise abdestte tertib farzdır. Tertib yapılmadan alınan abdest sahih değildir. Ya'ni ilk önce yüzün, sonra kolların yıkanması, sonra başın mesih edilmesi, sonra ayakların yıkanması lâzımdır.

5- Hanefî mezhebine göre erkek derisinin kadın derisine değmesi ile abdest bozulmaz (3), namâz kılabilir.

Şâfiî mezhebine göre erkek derisinin kadın derisine değmesi ile, her ikisinin abdestleri bozulur. Kendisine dokunmakla abdesti bozan kadınlardan murâd, nikâhı daima helâl olan kadınlarla (zevce ve diğer yabancı kadınlar gibi), zevcenin bulunması ile nikâhı muvakkaten harâm olan kadınlardır (Zevcenin kardeşi, halası, teyzesi gibi).

Abdesti bozmayanlar ise nikâhı daima harâm olan kimselerdir (Erkeğin kızı, kız kardeşi, annesi gibi) (Bu kitâbda abdesti bozan şeylere bakılması).

İşte buna binâen Hanifî imâmının zevcesine veya yabancı bir kadına cildinin dokunmamasına dikkat etmesi lâzımdır.

6- Şâfiî mezhebine göre bir kimsenin ellerinin içi ile kendisinin veya başkasının (küçük olsun büyük olsun) ön veya arka avret mahalline dokunmasıyla dokunanın abdesti bozulur. Hanefî imâmının buna da dikkat etmesi lâzımdır.

7-Hanefî mezhebine göre cima hâli hâriç meni lezzetle çıkmadıkça gusül îcab etmez.

Şâfiî mezhebine göre meni lezzetli veya lezzetsiz olarak çıksın gusül etmek farzdır.İşte Şâfiîye imâm olacak Hanefînin buna da dikkat etmesi lâzımdır.

8- Hanefî mezhebine göre gusülde niyet farz değildir. Niyet edilmeden yapılan gusül sahihdir.

Şâfiî mezhebinde ise gusülde niyet farzdır. Niyet edilmeden alınan gusül sahih değildir.

9- Hanefî mezhebine göre abdest almış kimsenin teyemmüm etmiş bir kimseye iktidası câizdir(4).

Şâfiî mezhebine göre de (kıldığı namâzı bilâhare iâdesi lâzım olmayan) (5) teyemmüm etmiş bir kemsenin arkasında abdest almış bir kimsenin iktidâsı câizdir(6).

Buna binâen şâfiîye imâm olacak (iâde etmesi lâzım olmayan) müteyemmim bir hanefînin teyemmümünde şu hususlara dikkat etmiş olması lâzımdır.

a) Hanefî mezhebine göre tozsuz kum, toz çıkarmayan alçı, kiremit, tuğla ve mermerle hattâ zümrüt zebercet, kibrit, tuğla ve mercanla yer cinsinden olmayan bir şeyle karışık olup o şeye gâlip olan toprak ile teyemmüm yapılabilir.

b) Hanefi Mezhebine göre vakit girmeden evvel yapılan teyemmün sahihtir. (Şafiî Mezhebine göre ise vakit girmeden Evvel alınan teyemmüm sahih değildir.

Şâfiî mezhebine göre ise bunların hiç birisi ile teyemmüm edilmez. Ancak toprakla ve toz çıkaran toprak cinsinden şeylerle teyemmüm edilebilir. Çünkü teyemmüm edilen şeyin tozunun âzâlar üzerine intikal etmesi farzdır.

c) Hanefî mezhebine göre bir teyemmümle müteaddit farz namâzlar ve nâfileler kılınabilir. Şâfiî mezhebinde ise teyemmümle yalnız bir farz ve nâfileler kılınabilir.

d) Hanefî mezhebine göre abdest almaya kâfi gelmeyecek su bulunduğu zaman bu su dahi yok farz olunarak teyemmüm edilir.
Şâfiî mizhebinde ise bulunan su kâfi gelmezse dahi hepsi kullanılır. Yıkanmayan âzâlar için teyemmüm edilir.

e)Hanefî mezhebinde teyemmümde tertîb farz olmadığı halde Şâfiî mezhebinde ilk önce yüzü sonra kolları mesih etmek farzdır.

f)Hanefî mezhebinde toprağın yüze ve kollara nakli farz olmadığı halde bu hal şâfiî mezhebinde farzdır.

10- Mest giyerek namaz kıldıran Hanefî imâmının şu hususlara da dikkat etmesi lâzımdır:

a) Birinci maddede yazıldığı üzere Hanefî mezhebinde mahdûd miktarlardan az necâsetler mestler üzerinde bulunduğu zaman bunlarla kılınan namâz sahihdir.

Şâfiî mezhebinde ise mestlerin, giderilmesi mümkün necâsetlerden tamamen temizlenmiş olmaları yani ikisinin de tâhir olması şarttır. Üzerlerinde bir dirhemden veya el ayasından az necâset bulunan mestlerle namâz sahih değildir.

b) Hanefî mezhebine göre mestlerden her birinde, aşık kemiklerinden aşağı kısımda bulunabilecek delik, yırtık veya sökük _küçük ayak parmağı nisbetinde_ üç parmak mikdârından az olursa zarar vermez, bununla kılınan namâz sahihdir.

Şâfiî mezhebinde ise, mest delinerek veya sökülerek veya yırtılarak ayağın örtülmesi lâzım olan kısmından bir az görünürse o mestin üzerine mesih edilerek kılanan namaz sahih değildir.

c)Hanefî mezhebinde bir ayaktaki özre binâen yıkanmadan üzerindeki sargıya mesih edilip mestler giyildikten sonra bu mestlerin üzerine mesih verilmek suretiyle kılınan namâz sahihdir. Şâfiî mezhebinde ise bu halde mestler üzerine mesih edilerek namâz kılınması sahih değildir.

11- Hanefî mezhebinde namâzda niyet şart olduğu gibi Şâfiî mezhebinde de namâzda niyet farzdır. Ve bu niyetde hangi namâz olduğunu tâyin etmek de şarttır.

Fakat Şâfiî mezhebinde şu hususlar da niyette şart kılınmıştır ki, bunlar Hanefî mezhebine göre niyette şart değildir. Hanefî imâmı niyette bunlara da riâyet etmesi lâzımdır.

a) Farz namazlarda (farz) olduğunu niyetinde belirtmek(7),
b) Namâz fi'lini kasd etmek,
c) Niyet edilecek şeyi hazırlamak,
d) Niyeti, ihrâm tekbirine bitişik kılmak,
e) Cum'a namâzında imâmlığa niyet etmek.

12- Hanefî mezhebine göre namâzda fâtihanın okunması farz değildir. Ancak farz namâzların ilk iki rek'atında kırâat farzdır.
Şâfiî mezhebinde ise her rek'atte fâtinanın okunması farzdır.Okunmadığı takdirde namâz fasidtir.

13- Hanefî mezhebinde besmele Fâtihadan ad edilmediğinden okunması farz değil sünnettir. Şâfiî mezhebinde ise besmele Fâtihadan bir âyettir. Fâtiha ile birlikte okunması farzdır. Onun için Hanefî imâmının gizlice olsa dahi besmeleyi okuması lâzımdır.

14- Fâtiha okunduğunda, bir harfin diğer bir harfe döndürülmemesi şarttır.Meselâ: Dad harfini zı harfine çevirirse namâzı bozulur(8).

15- Rüku'da itminân, rüku'dan ayağa kalkış yani i'tidal, itidalde it'mi'nan, sücutta itmi'nan, iki secde arasında oturmak, iki secde arasındaki oturmada itmi'nan, bunlar Hanefî mezhebinde ta'dîli erkân olup yapılmaları vâcibtir. Birisi terk edildiğinde secdei sehiv ile namâz tamam olur. Şafiî Mezhebinde ise bunların herbirisi ayrı birer farz olup birisi terk edildiğinde namaz bozulur.

İtmi'nan iki hareket arasında bir sükûnettir. Eğilmesi kalkmasından veya kalkması eğilmesinden ayrılacak bir şekilde âzâların biraz hareketsiz olarak bulunmalarıdır.

16- Sücutta şu hususlar Hanefî mezhebinde namâzı bozmasa da Şâfiî mezhebinde namâzı bozar.

a) Avuç üzerine secde etmek,
b) Üzerine giyinmiş olduğu halde, kendisi hareket ettikçe o da hareket eden bir elbisenin ucuna secde etmek,
c) Ma'zeretsiz olarak alnı örten sarığın kıvrımı üzerine secde etmek,
d) Başı ve omuzları, geri tarafından yüksek olacak derecede, yüksek bir yere secde etmek.

17- Hanefî mezhebine göre son teşehhütten sonra Peygamberimiz Sallâllâhu aleyhi ve selleme salâvat getirmek sünnettir. Şâfiî mezhebinde ise farzdır. Terki ile namâz bozulur.

Hanefî mezhebine göre son teşehhüdü okumak vacibtir.Bunun için oturmak farzdır.Son teşehhüdü okuma, terk edildiğinde sehvi secde ile namâz tamam olur. Şâfiî mezhebinde ise son teşehhüdü okumak farzdır, terkinde namâz bozulur.

18-Hanefî mezhebine göre birinci selâmı vermek vâcibdir. Şâfiî mezhebinde ise farzdır. Terkinde iâdesi lâzımdır.

19-Hanefî mezhebine göre bir kimse namâzda olduğu halde niyeti veya tekbîri veya namâzın şartlarının veya rükünlerinin birisini yapıp yapmadığında, bir rükün mikdarı kadar şüphede kalırsa namâzı bozulmaz sehvi secde yapması lâzımdır (9).

Şâfiî mezhebinde ise bir kimse namâzda olduğu halde niyette veya niyetin şartları olan kasd, tâyin ve farziyetin birisinde veya namâzın sıhhat şatlarının birisinde bir rükün (meselâ bir itmi'nan mikdarı kadar) şüphede kalması ile namâzı bozulur.

20- Her iki mezhebe göre imâm başlangıç tekbirini alırken bununla yalnız namâza girmeyi kasd etmez, yalnız cemâate duyurmayı kasd ederse namâza girmiş olmaz.

Şâfiî mezhebinde ise bununla beraber başlangıç tekbirini alırken bununla namâza girmiyi kasd etmekle birlikte cemâate duyurmayı da kasd ederse veya hiç bir şey kasd etmeyerek mutlak olarak söylerse namâzı gene bağlanmış olmaz.

Rüku'dan kalktığı zamandaki tesbîh ve tahmîd ve intikal tekbirlerinde yalnız cemâate duyurmayı kasd ederse Hanefî mezhebinegöre namazı bozulmaz.

Şâfiî mezhebinde ise bunlarla yalnız duyurmayı kasd ederse veya birşey kasd etmeyerek mutlak olarak söylerse namâzı bozulur. Eğer duyurma kasdı ile birlikte zikri de kasd ederse namâzı sahihdir.

21- Hanefî mezhebine göre terâvih namâzı iki rek'atte bir selâm verilerek kılınması efdal olmakla beraber dört rek'atte bir selâm verilerek kılınması da câizdir.

Şâfiî mezhebine göre ise, terâvih namâzının iki rek'atte bir selâm verilerek kılınması lâzım olup, dörtte bir selâm verilerek kılınırsa sahih olmaz (10).

Onun için arkasında Şâfiî olan Hanefî imâmı kendi mezhebinin efdal olan hükmü ile amel etmesi lâzımdır ki arkasındaki Şâfiîlerin namâzları sahih olsun.

22- Hanefî mezhebine göre, cum'a namâzında, birinci hutbeyi okumak şarttır. İkinci hutbeyi okumak sünnettir.

Şâfiî mezhebinde ise, her iki hutbeyi okumak, cum'anın sıhhatının şartlarındandır.Her ikisi de okunmadığı takdirde, cum'a namâzı sahih olmaz.

Aynı zamanda cum'a namâzında, şu hususların bir kısmı Hanefî mezhebinde sünnet olduğu halde, Şâfiî mezhebinde hepsi hutbenin şartlarındandır.

Şâfiîlerin cum'a namâzlarının sıhhati için, cum'a namâzı kıldıran hatîblerin bunlara dikkat etmeleri lâzımdır.

a) Hanefî mezhebinde hatibin, hutbeleri ayakta okuması şart değil sünnettir. Şâfiî mezhebinde ise, her iki hutbeyi de ayakta okumak şarttır.

b) Hanefî mezhebinde iki hutbe arasında üç âyet mikdârında hatîbin oturması sünnettir. Şafiî Mezhebinde ise hutbenin şartlarındandır

c) Hanefî mezhebinde hatîbin, iki hutbe ile namâz arasını, yamak gibi ecnebi bir şeyle ara vermemesi şarttır. Eğer kazâ veya nâfile namâz gibi ecnebi olmayan bir şeyle ara verirse, hutbe bozulmaz.

Şâfiî mezhebinde ise, hutbelerin rükünleri arasında ve iki hutbe arasında ve hutbelerle namâz arasında, hafîf iki rek'at kılacak mikdârdan fazla bir fâsıla verirse, hutbe bozulur.

d) Hanefî mezhebinde, cum'a namâzında hutbeyi işitmek için en az bir kişinin hazır bulunması şarttır. Şâfiî mezhebinde ise hatîbin, hutbeyi kendileri ile namâz kılınabilen en az kırk kişiye duyurması şarttır.

23- Hanefî mezhebine göre hutbenin rüknü birdir. Mutlak olarak zikirden ibârettir.Hutbe farzietinin tahakkuku için tahmîd veya tesbîh veya tehlîl kâfidir.Bunun üzerine iktisar, tenzihen mekruhtur.

Şâfiî mezhebinde ise, hutbenin beş rükünü vardır.Her ne kadar bu rükünler Hanefî mezhebinde hutbenin sünnetleri olarak ma'dûd ise de,bunlara riâyet edilmediği takdirde Şâfiîlerin hutbeleri ve dolayısıyle cum'a namâzları sahih olmayacağına binâen cum'a namâzını kıldıran

Hanefî hatîblerinin bunlara dikkat etmeleri lâzımdır.

a) Her iki hutbede Allâha Hamd etmek,

b) Her iki hutbede Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve selleme salâvat getirmek,

c) İki hutbede takva ile tavsiye atmak,

d) İki hutbeden birisinde bir âyeti kerime okumak. Bunu birincide okumak evlâdır. e) İki hutbede mü'minler için âhirete âid duâ etmek.

Kaynaklar:
(1) İbn-ü - Âbidîn Cilt 1 sa: 526. Fetâvây-ı Hindiyye (Fetâvây-ı Âlemgîriyye) Cilt 1 sa: 88

(2) Muhtelif necâsetleri izâle şekli için bu kitâbda necâsetleri izâle bahsine bakılması

(3) Fâhiş mübâşeret Hanefî mezhebinde abdesti bozar. Hanefî ilmihallerinde bu bahse bakılması

(4) Halebî Sağîr sa: 233,
(5) Bu kitâbta teyemmüm bahsine bakılması,
(6) Şerhül- Minhâc (li'l-Celâli'l-Mahallî) cild 1 sa: 90

(7) Kitabü'l-Fıkh alâ Mezâhibi'l- Erbaa cild: 1 sa: 180, İbn-ü - Âbidin cild: l sa: 388
(8)Metnü Minhâc (fî Kitâbi Muğni'l-Muhtac)cild 1 sa:167

(9) Halebî - Sağîr sa: 210

(10) İânetü't-Talibin cild: 1 sa: 255

Read 10.861 times
In order to make a comment, please login or register